Bolluk Bilinci ve Yokluk Bilinci / Finansal Gelişim




Bolluk ve Yokluk Bilinci: İnsanlık Tarihinden Günümüze Bir Yolculuk


İnsanlık Tarihi ve Kölelik Sistemi: Değişti mi, Yumuşadı mı?


İnsanlık tarihi boyunca toplumsal düzenler, bir grup azınlığın çoğunluk üzerinde hakimiyet kurduğu sistemler etrafında şekillenmiştir. İlk tarım toplumlarından itibaren güç, kaynakların kontrolüne dayalı bir hiyerarşi oluşturmuş ve bu düzen, kölelik sistemiyle pekişmiştir. Kölelik sistemi, ekonomik ve sosyal ayrıcalıkların yalnızca küçük bir zümreye ait olduğu, diğerlerinin ise bir hayatta kalma mücadelesine zorlandığı bir yapıyı sembolize eder.


Bugün kölelik, yasal olarak pek çok ülkede kaldırılmış olsa da modern dünyada bu sistemin izlerini hala görmek mümkün. Ekonomik eşitsizlikler, adaletsiz gelir dağılımı ve borç sistemi, kölelik sisteminin daha "yumuşak" versiyonları olarak değerlendirilebilir. Dünya Bankası'nın 2024 verilerine göre, dünya nüfusunun en zengin %1'i, dünya gelirinin yaklaşık %50'sine sahipken, en yoksul %50'si ise bu gelirin yalnızca %2'sini paylaşıyor. Bu durum, kaynakların kontrolünün halen azınlıkta olduğunu ve çoğunluğun finansal özgürlükten yoksun olduğunu gösteriyor.


Bolluk ve Yokluk Bilinci: Tanım ve Kökenleri


Bolluk bilinci ve yokluk bilinci, bireylerin dünya ve yaşam kaynaklarıyla olan ilişkisini belirleyen iki temel düşünce biçimidir: Etrafınızi dikkatlice gözlemlerseniz bolluk bilincine sahip insanlarin hayatı çok daha verimli yaşadığı, cok daha mutlu, neşeli ve kendikleri olduğu ve hepsi zengin olmasa da para sıkıntılarının, yokluk biinci barındıran kişilere göre çok daha az oldugunu farkedeceksiniz.


Bolluk Bilinci: Hayatta yeterince kaynak ve fırsat olduğuna inanır. Bu bilinç, paylaşımı, güveni ve pozitif büyümeyi teşvik eder.


Yokluk Bilinci: Kaynakların sınırlı, hayatın zorlayıcı ve fırsatların kıt olduğuna inanır. Bu bilinç, kıskançlık, korku ve rekabet gibi olumsuz duygulara yol açar.



Bu iki bilinç durumu genellikle bireyin çocukluk dönemi, aile dinamikleri ve yaşadığı travmalara bağlı olarak bilinçaltı haritasi doğrultusunda  şekillenir.





Yokluk Bilinci Nasıl Oluşur?


1. Çocukluk Deneyimleri ve Travmalar:


Ailedeki Parasal Sorunlar:  Çocuklukta ebeveynlerin maddi zorlukları sıkça gündemdeyse, çocuklar hayatta her şeyin kıt ve zorlayıcı olduğuna inanır. Örneğin, "paramız yetmez" ya da "bu ay nasıl geçineceğiz" gibi söylemler, çocuğun dünyasında yokluk bilincini besler.


İlgisiz veya Baskıcı Aileler: Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar, "hayatta ne istesem elde edemem" düşüncesine kapılarak bir yokluk psikolojisine sürüklenebilir.



2. Travmatik Deneyimler:


Çocuklukta yaşanan büyük kayıplar, örneğin sevilen birinin ölümü ya da bir doğal afetin etkileri, bireyde güven duygusunun yıkılmasına ve hayatı tehlike dolu bir yer olarak algılamasına neden olabilir. Kişinin güvenli bile görmediği bir yerde bolluk, refah, mutluligu üşünmesi sizce mümkün müdür?



3. Toplumsal ve Kültürel Etkiler:


Birçok toplum, kıtlık zihniyeti üzerine inşa edilmiştir. "Daha çok çalış, daha çok kazan" , “ Başarı, çok çalışarak, çok bedel ödeyerek, acı çekerek elde edilir “mantığı, bireylere hayatta ancak başkalarıyla ve çoğunlukla yıkıcı şekilde rekabet ederek var olabileceklerini öğretir.



Peki Bolluk Bilinci olan kişilerde bu durumu neler olusturmuş olabilir? 


1. Sevgi ve Güven Dolu Bir Çevre:


Çocuklukta sevgi dolu, destekleyici bir aile ortamı, bireyde "hayat bana da iyilik getirebilir" düşüncesini besler.



2. Kendi Kendine Yeterlilik ve Özgüven:


Ebeveynlerin çocuğun özgüvenini desteklemesi, onun kaynaklar üzerinde kontrol sahibi olabileceğine ve ihtiyaçlarının karşılanacağına inanmasını sağlar.



3. Pozitif Travma Yönetimi:


Travmalardan sonra bireyin desteklenmesi ve iyileşmesine olanak tanınması, travmanın yokluk bilinci yerine daha güçlü bir kişisel bilince dönüşmesini sağlar.



Bolluk ve Yokluk Bilincinin Hayattaki Sonuçları


1. Finansal Durum:


Bolluk bilinci olan bireyler genellikle daha yaratıcı ve girişimci olurken, yokluk bilincine sahip bireyler risk almak yerine statükoyu korumayı tercih eder.


Örneğin, bir kişi "para kazanmak çok zor" diye düşünüyorsa, yeni fırsatlar yaratmaya cesaret edemez.


2. İlişkiler:


Bolluk bilinci, sağlıklı ilişkiler kurmayı teşvik eder. İnsanlar, sevgi ve ilgiyi sınırsız görür. Yokluk bilinci ise kıskançlık ve bağımlılık içeren ve çoğunlukla toksik nitelikli ilişkileri besler.


3. Sağlık:


Bolluk bilinci, daha az stresli bir yaşam tarzına yol açar. Yokluk bilincine sahip bireyler ise sürekli kaygı ve stres içinde yaşarlar, bu da fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilir.



Eşitsizlik Döngüsünü Kırmak: Toplum ve Birey Olarak Ne Yapabiliriz?


1. Eğitim ve Farkındalık:


Eğitim, bireylerin kıtlık zihniyetinden sıyrılmasında önemli bir rol oynar. Meditasyon, mindfulness, NLP gibi farkındalık kazandiran kişisel gelişim araçları, bireylerin bilinç durumlarını yeniden şekillendirebilir. Yokluk bilinci bu şekilde, kisa bir süre içinde bolluk bilincine dönüştürülebilir.



2. Kendi İçsel Yolculuğumuz:


Bolluk bilincini geliştirmek için bireyler, geçmiş travmalarını çözümleyip, pozitif bir hayat görüşü benimsemeye çalışabilir.



Sonuç olarak, kölelik sisteminin yasal olarak değiştiğini söyleyebilsek de, ekonomik ve sosyal eşitsizlikler, yokluk bilincini toplumların geneline yayan modern kölelik türleri yaratmıştır. Ancak bu döngüyü kırmak mümkündür. Hem bireysel hem de toplumsal seviyede farkındalık ve bilinç dönüşümü, bolluk ve refah dolu bir dünya yada hayat inşa etmenin temel taşı olacaktır.



Sevgilerimle,

Önder Ergin

#onderergin_



Bu blogdaki popüler yayınlar

Sri Yantra Sembolü ve Kullanim Rehberi

Zihin Haritalari / Mind Maps nedir?